MUZLU PUDİNG
Muzlu Puding
Dertliyiz yine. Dertli olmak için okul okuyorduk sanki her
akşam ders çıkışı merkezi kafeteryamızda oturup kanser eden neskafelerden
yudumlardık. Kimimiz büyük aşkını beklerdi, kimimiz arkadaş muhabbetine,
kimimiz de yitik giden sevdalarının derdine buradaydık. Aramızda öylelerimiz
vardı ki dersleri düşünürlerdi. Gerçi biz onları pek düşünmezdik. Yirmi yaşında
bir genç iseniz ve üniversite okuyorsanız derin sevdalara gebe olmamanız ve
doğal olarak attığınız her üç adımdan beşi derttir.
Çok soğuk bir kış günüydü, zaten kasım sonunda bir kar
yağmıştı o sene nisana kadar kalkmamıştı. Her gün buz pistinde yarış halinde
ayakta kalmayan insanlardık biz. Soğuk kış günü demiştik değil mi? Kış
günlerinin vazgeçilmez betimlemesi soğuk kış günleri. Kafeterya da kahvemizi
yudumlayan dört arkadaştık o gece. İkisi benden de dertli olan veterinerlik
okuyan arkadaşlarımdı diğeri ise bu akşam dert masamıza kendi derdi ile oturmuştu.
Biz her derdi olanı masamıza rahatlıkla alabiliriz. Ben bu akşamın hatırına
farklı bir şey içtim. Kuşburnu çayı ya da boya içtim pek farkına varmadım. Evet,
yavaş yavaş herkes derdini dökülmeye başlamıştı. Bir yandan her zaman olduğu
gibi Ahmet Kaya çalıyordu, bir yandan da kar yağışını izliyorduk. Arada bir bu
kadar yeter diyip kapının önüne sigara tüttürmeye iniyorduk. Buda bir nevi
nefes alma biçimiydi bizim için. Masamıza döküyorduk dertlerimizi sonrasında
nefes almak için sigara içiyorduk. Ben pek içmezdim. Eşlik etmeyi severdim
sadece. Her şeye olduğu gibi dertlere de eşlik ederdim.
O gün bir değişiklik yapalım dedik. Dertlerimizi masada
bırakıp başka bir masa arayalım diye attık dışarı kendimizi. Kar yağıyordu,
yerler buz pisti hava zaten eksilerde ama bizim kalbimiz sıcak yüreğimiz sıcak
o kadar sıcak ki dertten terlemek üzereyiz. Çünkü dertliyiz biz dört arkadaş
yürüyoruz. Aslında bir yere gidiyoruz ama nereye gittiğimizin hiç önemi yok
buzlu yollar bizi nereye götürürse gideceğiz. İçimizden biri künefeciye gidelim
diyor. Bu ne demek hemen anlıyoruz aylık harçlığımızın onda birini harcamak
demek. Üstelik kredi alıyoruz ve ay sonu gelmiş vaziyette. Bu fikri kim attıysa
o ödesin demek geliyor içimizden ama onun durumunun bizden farklı olacağını
düşünmekte saçma geliyor.
Kardan adam ve kadınlar olarak yürüyoruz, bitmiyor yol.
Derdi olanın yolculuğu biter mi hiç hele ki dertleri olanların? Her günümüz bir
önceki günümüzü özlemekle geçiyor aslında. Biraz daha fazla vakit geçirseydik
biraz daha birlikte kalsaydık biraz daha dertleşseydik diye üzülüp duruyoruz.
Bak yine dertlendik. Yakalım hadi bir sigara, dört sigara yakıyoruz bir anda.
“Puding yiyelim!”
“ Ne? Ne pudingi bu saatte?”
“ Hazır puding alalım yiyelim biz hep öyle yapıyoruz.”
Biz
mi? Biz hiç öyle yapmamıştık oysaki. Biz ile kastı biz değildik herhalde. Yani
ben dahil olamazdım bu bizin içine.
“Olur, siz alın ben çikolatalı istiyorum.”
“Sana muzlu puding aldık. Çünkü çikolatalı kalmamıştı. Bak buradan
üstünden ısırarak yiyeceksin.”
Muzlu puding mi? Bak yine bir derdim oldu. Oysaki ben
çikolatalı istiyordum ve çikolatalı kalmamıştı. Evet, bu soğuk havada bir muzlu
puding bile dert olmuştu bana. Artık bende biz olmuştum. Biz muzlu puding
yiyorduk. Çok da güzeldi ellerim donmasaydı.
Künefe ne mi oldu? Künefe yemeye
de gittik. Hesabı da ben ödedim.
Necmeddin Koçoğlu
Yorumlar
Yorum Gönder